
temper*
12 sonuç...
f.
1. yumuşatmak, hafifletmek, azaltmak, etkisini azaltmak: The breeze tempered the sun a bit. Rüzgâr güneşin etkisini biraz azalttı.
2. to -e göre ayarlamak; -e alıştırmak.
3. with (bir şeyi katarak) kıvama getirmek.
4. (çeliği) menevişleme işlemine tabi tutmak.
5. (zor bir olay) (birine) güç kazandırmak.
i.
1. mizaç, huy, tabiat, yaradılış.
2. menevişleme sonucunda çelikte oluşan sertlik.
3. (bir maddeyi kıvamına getirmek için eklenen) katkı maddesi.
meneviş
n.menevişle sertleştirme:v.menevişle sertleştir:prep.menevişle sertleştirerek
i. mizaç, huy, tabiat, yaradılış.
s.
1. kaprisli; saati saatine uymayan.
2. yaradılıştan gelen: He has a temperamental aversion to such people. Yaradılışı gereği öyle insanlardan hoşlanmaz.
i.
1. aşırıya gitmeme, aşırılığa kaçmama, ölçüyü aşmama.
2. hiç içki kullanmama.
s.
1. ılımlı, aşırılığa kaçmayan.
2. ılıman.
coğr. Ilıman Kuşak/Bölge.
i.
1. ısı derecesi, derece: Yesterday Istanbul had a high temperature of 35°C. Dün İstan- bul´daki en yüksek sıcaklık 35°C idi.
2. ısı, sıcaklık, hararet: What´s the temperature of the water? Suyun ısısı ne?
3. ateş, yüksek vücut ısısı: You´ve got a temperature. Ateşin var.
sıcaklık
sıcaklık inversiyonu, sıcaklık evrilmesi.
temper* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

Rüya tabirleri sözlüğü /
www.ruyatabir.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com